Keloglan
Yedi Can Alan !
Öküz öldü dügen harmanda
kaldi, essek öldü semer ormanda kaldi. Borç bini asti ev tellâlda
kaldi, sonunda Keloglan yersiz yurtsuz, evsiz barksiz, disdingelek
ortada kaldi.
Keloglan parasiz pulsuz
kalirda dururmu? Hiç durmaz. Ne yapmis Keloglan? Viran klubenin
kapi pervazini çikarmis. Keserle yontarak kocaman bir kiliç yapmis.
Üstünede "YEDI CAN ALAN" yazmis. Kilici beline sokup
yola çikmis. Az gitmis, uz gitmis. Dere tepe düz gitmis. Derelet
tepeler geçmis, karli daglar yelli beller asmis. Sonunda demir
kusakli pehlivanlar ülkesine ulasmis.
Hepsi kardes olan demir
kusakli pehlivanlar kocaman bir sarayin bahçesinde egleniyorlarmis.
Kimi güres tutuyormus,kimi kocaman dallari egip kiraz yiyormus.
Keloglan'i görünce sasirmislar. Birbirlerine bakarak gülmeye
baslamislar:
-- Hele su
Keloglan'a bak.
-- Boy fukarasi
-- Saç fukarasi
-- Üç yasindaki çocuk bunu
tus eder.
-- Ha...Ha...Haa.
-- Hi... Hi... Hi...
Keloglan gürlemis, tahta
kilici belinden siyirip havada sallamis:
--Heyt... Var mi bana yan
bakan? Bana canlar alan derler. Bir vurusta yedi can alirim. Devler
önümden kaçarken kilici bir savurdum, yedi kelle birden uçtu. Çabuk
yüz altin getirin bana.
Pehlivanlar susmuslar. Demir
kusaklarini düzeltmisler. Bunlar paraca, malca kuvvetçe
zenginlermis ama, akilca fukaralik çekerlermis. Öyle ya "Atin
ahmagi rahvan, insanin ahmagi pehlivan olur" derler.
Birbirlerine bakip "Ya
dogru söylüyorsa" diye fisildamislar. Içlerinden biri azicik
cesaretlenmis:
-- Keles agam, gel güreselim.
Keloglan pehivanin önüne
varip durmus. Önce uzun uzun gökyüzüne bakmis. Sonra topraga
bakmis, daha sonra da yüzüne dikmis gözlerini. Pehlivan sormus:
-- Öyle niye baktin?
-- Nasil bakmayayim? Gökyüzüne
baktim çok yüksek, firlatsam yitip gidersin. Topraga baktim çok
sert. Parça parçaolursun. Yüzüne baktim, daha çok gençsin,
demis. Pehlivan yalvarmaya baslamis
-- Aman
keles agam bana aci, gençligime kiyma demis
Keloglan:
-- Peki sana acidim, ama
altinlari çabuk getirin, dierek emrini tekrarlamis. Pehlivanlarin
en büyügü:
--Biz altinlari hazirlariz,
simdi sen biraz kiraz ye, demis. Büyük bir kiraz agacinin
tepesinden tutmus, agaci egip Keloglan'in eline vermis. Pehlivan
agaci birakinca, agaç dogrulmus. Keloglani öbür tarafa firlatip
atmis.
Pehlivanlar bagirip çagirmislar:
-- Vay yalanci.
-- Bir agacin dalini tutamadi.
-- Yakalayalim.
Agacin tepesinden öbür
tarafa asan Keloglan çalilarin arasinda uyuyan bir tavsanin üstüne
düsmüs. Tavsani kucaklayivermis.
-- Çabuk, bu tavsani
kizartip getirin, karnim acikti, demis.
Pehlivanlar korkudan
titremeye baslamislar.
-- Çok çevik.
-- Kus gibi uçuyor.
-- Canli tavsan yakaliyor,
diye söylenmisler.
Derken aksam olmus. Kizarmis
tavsan, kuzu dolmasi, baklava, börek yemisler. Sonra yatmislar:
Keloglan isiklarin sönmesiyle birlikte bir kütük bulup
getirmisl.Yataga yorganin altina uzatmis. Kendi de bir köseye
saklanmis.
Demir kusakli pehlivanlar
gece kalkmislar. Kocaman sopalarla yataga girismisler. Sonra"
Nasil olsa ölmüstür" dierek yatmislar.
Keloglan kütügü disari
atmis. Yataga girip güzel bir uyku çekmis.
Pehlivamnlar sabahleyin
Keloglan'i sapasglam görünce korkudan titremeye baslamislar.
Keloglan söylenmis:
-- Of be... Gece sinekler
sirtima inip inip kalkti. Biri kondu, biri uçtu, uyuyamadim, demis.
Demir kusakli pehlivanlar
koca bir kese içinde 200 altin getirip ortaya koymuslar:
--Al keles agam, güle güle
harca, bize degme, demisler. Keloglan almis altinlari, gelmis kulübesine.
Yemis, içmis, eglenmis, devran sürmüs.