|
Dini Konular - 1 |
|
Çocuklarla Dini
Sohbetler YÜCE ALLAH'I
SEVMEK VE İnsana sonsuz
nimetler veren Yüce Allah'ı sevmek ve O'na saygılı olmak, insanın
en önemli görevidir. İnsan, kendisine
en küçük bir iyilik eden kimseye bile teşekkür eder, onun
iyiliğine karşı saygı ve minnet duyar, her zaman iyiliklerini
anar, onu sever ve sayar. Aynı insan, kendisine sonsuz nimetleri
bahşeden, onu yaratan, yaşatan, yediren, içiren, koruyan rahmet ve
merhameti sonsuz olan Allah'a karşı nasıl saygısız olur. O'nu
nasıl sevmez ve saymaz? Bu akıllı ve normal bir insana yakışan bir
davranış değildir. Ayrıca biz Allah'ı seversek, Allah da bizi
sever ve herkese sevdirir, üzerimizdeki nimetlerini artırır.
Neticede O'na ve O'nun Rasûlü’ne yakın iyi bir kul oluruz. Allah'ı sevmek
ise, Peygamber’i sevmek ve onun yolundan gitmekle olur. Nitekim
Kur'an-ı Kerim'de
şöyle buyurulur: "Rasûlüm, de ki: Eğer siz Allah'ı geçekten
seviyorsanız, hemen bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve
günahlarınızı bağışlasın. Zira Allah, çok bağışlayıcı ve merhamet
edicidir" (Âl-i İmran, 31) Allah'ı seven
insan O'nun emir ve yasaklarına saygılı olur. İbadet görevlerini
yerine getirir, bütün insanlığa karşı sevgili, saygılı ve
merhametli olur. O ahlâkın en güzeline sahiptir,
çalışkandır, verimlidir, bilgilidir, dünyası için ahiretini, ahireti için de
dünyasını ihmal etmeyen, ikisini birlikte yürüten en mutlu
insandır. KALP GÖZÜ KÖR
OLANLAR- Bu konuda bilgili
olmak da, inanmak için yeterli değildir. Şu dünyada bilgi sahibi
olup da, Allah'a inanmayan pek çok insan vardır. Bunların durumu
şu insana benzer: "Dışarıda güneş
var. Evin içinde birisi, perdesini iyice güneşe ve aydınlığa
kapatmış, dışarıyı görmüyor ve "güneş yok"
diyor. Perdeyi açsa
evde güneşi görecektir" Rabbim, kalp ve
iman gözü kapalı ve ya hasta olanlara, hidayet ve iyilik versin
de, onlar da inanlananların safına girsinler ve mutlu olsunlar! Bu kısmı Kur'an-ı
Kerim'den bir dua ile bitirelim: “Rabbimiz! Bizi
doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi imansızlığa
meylettirme. Bize yüce katından rahmet ver. Lütuf ve rahmeti bol olan Sensin Sen.” (Âl-i İmrân, 8) |